Ha ha ha, Bıtch !

bosayasayangenc:

uvvvvvvv ^_^

hopeskyjonas:

Biz senin çocuk sevgine sadece resimlerde görüp imrenebildik,o devirde yaşayıp anlayamadık, sen ama sadece sevmekle kalmadın o kadar güzel yürekli bir Adam’sın ki çocuklarına bir ‘Bayram’ armağan ettin. Ulu Önderim demekten asla bıkmayacağım Ata’m; “Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime and içerim !”

sosislipuding:

Şu fotoğrafın güzelliği..

sosislipuding:

Şu fotoğrafın güzelliği..

paranormalbirisi:

fuckity-fucker-fuck:

samurayjeck:

pokerface27:

visnelihayaller:

Erkekler asla anlayamaz

Bugüne kadar gördüklerimin en anlamlısı .. Kadın olmak zor zanaat

Erkekler neden anlayamazmış?

Evet işiniz çok zor.

İstenmeyen tüylerinizi almadığınız zaman diğer insanlar tarafından küçümseniyorsunuz.

Her ay belli dönemlerde genital organınızdan kan geliyor ve karnınız inanılmaz derecede ağrıyor. Bu çok zor bir durum.

Güzel görünmek için onlarca çaba sarf ediyorsunuz. Eğer etmezseniz hem kendi hemde karşı cins tarafından dışlanıyor hatta hakarete bile uğrayabiliyorsunuz.

Aşırı kilolarınız yüzünden alıp giymediğiniz onlarca kıyafetiniz var ve çabalarınıza rağmen kilo veremiyorsunuz.

Bekaretinizi kaybetmeniz durumunda, özellikle ülkemizde aile içi şiddete maruz kalıyorsunuz. Ya çıkıp fahişe olmak zorunda kalıyorsunuz yada yaşça çok büyük biri ile para karşılığı evlendiriliyorsunuz. Şanslılarınız ise evde her gün aile baskısında kalıyor.

Tüm dünyada çıplak tenleriniz seks objesi olarak görülüyorsunuz, satılıyor, sergileniyor, pazarlanıyorsunuz.

Biz erkekler bunların hepsini görüyor biliyor ve anlıyoruz ama ne yazık ki bu olanlara ve ön yargılara dur diyebilecek cesaret çok az sayıda erkekte var.

Bunlara karşı çıkamadığımız için bütün erkekler adına sizden özür diliyorum.

yorum »»»»

ne güzell yazmışsıın beeee

Yoruma bak seeen

OĞLUMUZU KAYBEDIYORUZ! 14 yaşındaki Lösemi hastası Kaan Özcan için AB Rh(+)Kan lazım.Izmir Behçet Uz ÇocukHast. 0533 282 43 84

bibiyemliayfon:

uykuluses:

Reblog yap!

vicdanım el vermiyo abi rb yapmayınca

Geçen yine ümraniyeye gidiyoruz ailecek. Trafik var ama nasıl, öyle böyle degil yani bi metreyi bi saatte anca gidiyoruz. Neyse tam yanımıza da bi minübüs geldi içinde bi cocuk gördüm böyle beyaz tenli siyah saçlı gercekten cok hoş bi çocuktu yani kolunda bileklikler sol kolunda gül dövmesi kulagında küpe siyah pantolon ve üzerine kot ceket. Bunun kesin tumblrı vardır diye düşündüm. Çocuga baya kitlenmişim o biçim bakıyorum. Bi anda gözgöze geldik.-Hala bakıyorum- bi kaç dakika falan oda bana baktı. Sonra sırt çantasından bi defterle kalem cıkardı napıyo amk bu diye düşünürken defteri bana cevirdi bi baktım tumblr adresini yazmış. Sırıtarak baktı bu sefer, minübüs hızlanmıştı ve öyle gitmişti. Hala çocugu düşünüyordum unutmıyım diye adresi sürekli tekrar ediyodum. Eve geldiğimizde hemen tumblra girdim ve aramaya başladım. Buldumda, mesaj attım naber diye o da tanıdı hemen sen su kızsın falan diye baya konustuk o gün numaramı istedi sürekli tumblra giremiyomuş, ordan konusuruz dedi. Öyle böyle derken bir ay gecmişti bile. Dogum günüm yaklaşmıştı o da beni arayıp dogum günümde buluşmak istediğini söyledi. Tamam dedim buluşalım. Çok heyecanlanmıstım sonunda doğum günümde buluştuk ona alıştıgımı fark ettim ve görünce hızlı adımlarla ona dogru yürüdüm. Oda koşarak bana geldi. Sarıldı. Boyu benden uzundu o benim boynuma ben de onun beline sarıldım. Hiç beklemiyodum. Gerçekten çok mutlu olmuştum. Nereye gidelim diye sordu hiç düşünmemiştim nereye gidecegimizi ve sırıtarak ”hadi lunaparka ” dedi. Yolda giderken sürekli birşeyler anlatıp duruyodu sürekli gülerek sürekli el hareketleriyle. ‘Hayatımda hiç böyle bişey yaşamamıştım.’ dedi lunaparka girerken. ‘Nasıl yani’ dedim ‘Hiç lunaparka gelmedin mi?’ ‘Hayır daha önce tanımadığım birisiyle buluşup biryerlere gitmekten bahsediyorum.’ dedi. Kocaman bir kahkaha attım ‘Bende’ dedim. ”Bende.” O gün çok eglenmiştim. 17 yılımın en güzel günüydü. ‘En güzel dogum günüm’ dedim. Ayrılma vakti gelmişti. Eve daha erken gitmem bile gerekirdi hatta ama umursamadım. Gözlerimin içine bakarken ‘Eger mutlu olduysan bende mutluyum’ dedi. Derin bi nefes aldım kelebekler o ara içime kaçmış olmalı ki midemde bi kımıldama hissettim. ‘Bugün için teşekkür ederim tekrar buluşmayı çok isterim’ dedim yutkunarak ‘Tabi istersen’ soran gözlerle ona bakıyodum. Sıkıca sarıldı -yine- içimdeki kelebekler daha bi çoştu. O an hiç ayrılmak istemedim ama bırakmak zorundaydım son otobüs birazdan kalkacaktı. ”’Can you be mine?”’ dedi şarkı gibi. -Can you be mine?- Hayatımda umutmayacagım bir kaç sözden birtanesi. Gözlerine bakmak istemiştim ama beni daha sıkı sarıp başını omzuma gömmüştü. Ne diyecegimi bilemedim birşeyler söylemek istedim ama agzım kulaklarımda bi türlü birleşmiyodu. ”Tabii” dedim sadece tabi diyebildim. Küfür gibi. Tabi dedim. Kendimede küfrettim sadece tabi mi?. Kollarını yavaşca omzumdan almayarak indirdi ellerimi tuttu az önce bakmak istediğim gözlerine şimdi bakamıyordum. Gerçekten utanmıştım. Yavaşca yaklaştı bana ama aniden dudağıma bir öpücük kondurup geri çekildi. ‘Üzgünüm’ dedi ‘Aslında yapmak istememiştim.’ çok heyecanlı görünüyordu. bana bakamıyordu elimi yanagına götürdüm. ayaklarımın ucuna basarak yükseldim ve yanagından öptüm. Elmacık kemiginin üzerinden. ‘Görüşürüz.’ dedim geriye giderken. Senden hoşlanıyorum. Sana nasıl anlatacagımı bilemiyorum ama senden hoşlanıyorum. Biliyorum benim sana olan hislerimi hiç bi söz karşılık olmaz ama ben senden hoşlanıyorum. Bana karşı hissettiklerinin hiç biri umrumda degil. BEN SENDEN HOŞLANIYORUM. Tabiki ben bunları yüzüne bakarak söyleyemedim. ‘Görüşürüz.’ dedi yine beni benden alan sırıtmasını yaparak… Otobüse bindim ve oda cebinden bir sigara paketi cıkarıp bi dal alıp dudaklarının arasına koydu. Öyle muhteşem duruyorduki. O artık benimdi. Buna inanamıyorum. Bu günleri asla unutamayacagımı biliyorum ve birdaha kimbilir ne zaman onu görecegimi bilmiyorum. Eve vardığımda birsürü mesaj gelmişti. nerdesin? Daha eve gelmedin mi? Heey ilk görüşte bana aşık oldugunu biliyorum ve trafikte karşılastıgımızı da hatırlıyorum sakın gözlerini başka erkeklere çevirme. Seni seviyorum. Eve gidince mesaj at. Yada mesajı gördügünde mesaj at neredesin sen? Buluşmaya giderken telefonu sessize almıştım ve otobüsteyken gelen mesajları fark etmemiştim. Gülerek mesajları okuyodum ardından cevap verdim. ’ Eve şimdi geldim ve galiba aşık oldum bile.’ yazdım. Beni aradı ve bağırmaya başladı. Sen nasıl? Saçmalama aşk oldugundan eminmisin? Bana bunu nasıl yaparsın? diye. Hala bağırıyordu ve kendimi tutamayıp bir kahkaha patlattım. Sustu. gülüyordum ve çok tatlıydı dedim, siyah pantolon ve kot ceket giymiş. İnana biliyormusun kolunda eşi benzeri olmayan bir gül dövmesi var.’ Gülmeye devam ettim. İç çekti ‘Seni bulduğum yerde öpmekten öldürecegim. Yüregime iniyordu.” Gülmeyi kestim ve ‘Gerçekten ben o dövmeli çocuga aşık oldum beni benden alıyor’ dedim. ‘Dövmeli çocukta seni seviyor’ dedi. Telefonumun şarjı bitti ve kapatmak zorunda kaldım.

saddyke:

The greatest photoset on tumblr

atinisikenkovbooy:

Ulan ya gördümde mutlu oldum bi an 

İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesinde öğrenci olduğum sıralar, ‘Avrupa’ya öğrenci gönderilecektir’ diye duvarda bir ilan gördüm. Allah Allah! Dedim. Ülke yıkık dökük her yer virane… Lozan yeni imzalanmış. Bu durumda Avrupa’ya talebe… Lüks gibi gelen bir şey. Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Atatürk benim ismimin yanına Berlin Üniversitesine gitsin diye yazmış… Vakit geldi. Sirkeci Garındayım ama kafam çok karışık. Gitsem mi kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzii ismimi çağırdı. -Mahmut Sadi… Mahmut Sadi!.. Bir telgrafın var. Telgrafı açtım aynen şunları yazıyordu: “Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum; alevler olarak geri dönmelisiniz. İmza; Mustafa Kemal” Telgrafı okuyunca düşündüm. 1923’te o kadar kişinin arasında on bir öğrencinin nerde ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi? Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsünü kurdum. Kürsü Başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım. Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamı Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ım.

garfieldinturuncutuyleri:

sonsuzlugunfiskiyesi:

sosislipuding:

oructutanateistkiz:

sibercocuk:

her zaman rb lerim ben bunu

Tüylerim diken diken oldu amk.

Rebloglamaktan bıkmadığım..

çok seviyorum ben ya

Yemin ederim titredim

yungsang:

(via 文鳥マグカップ再入荷のお知らせ。 | caffe’ pulcino)